Archive for category Ankara'da çocukla gidilebilecek yerler

Gittik, gördük ve geldik;

Selam herkese,

Hafta sonu malumunuz, İksir Resort’ta kaldık. Ben Şehir fırsatından totalde 199 TL’ye satınalmıştım. Valla iyi yapmışım, yine çıkınca yine alacağım. Bir kere arkadaşlar otel çok güzel. Biz standart odada kaldık, ona rağmen odalar çok güzeldi. Tabii otel bir yıllık, herşey yeni,ah bir de hava güzel olsaydı. Havuz var, sauna var, arkadaşlar oyun odası var. Bize yan tarafını vermişler, Çınar bayağı bir süre takıldı, ooo tadından yenmedi yani.

Yemek kısmı hakkında bir şey diyemeyeceğim, çünküm o akşam Kastamonu Barolar Birliği yemeği vardı. Acayip kalabalıktı yani. Çınar çok komik, ortada önce kız peşinde koştu, sonra beni kaybetti. Hani düğünlerde çocuklar ortada gezerdi ya öyle işte. Anne Anne diye bağırıyor ama kendi sesini kendisi duyamıyordu herhalde. :)

İkinci gün Memo ata bindi. Koca koca arap atları. Çınar ben de binecem diye tutturdu, babasının yanına gittik, bu at çook büyük, korktum binmiycem diye ağladı. İşin kötüsü bana da izin vermedi, ben de pek istemiyordum zaten, binmeden geldim. No photo. Sürekli yağmur, kar bir şeyler yağdığı için makinemi riske atamadım. Kapalı yerleri gezerken de kucağımda Çınar, elimde makine pek uygun olamadı yine.

Hoş Anlar,

Not: Bu hafta İpek Hanımı’ın çiftliğinen sipariş verdim. Perşembe ürünler gelecek, düşüncelerimi izin verirse yazacağım. Valla ağzımın suyu akıyor. Nasıl bekliyeceğim bakalım.

 

Yorum yapın

Hepi Börtdey Dorukk

Herkese Selam,

Dün arkadaşım Esra’nın oğlu Doruk için Kids club’ta buluştuk. Ben beğendim, doğum günü organizasyonları için rahat, çocuklar düşünülmüş, oyun alanı yeterli ve bence en önemlisi aydınlık. Bilen bilir hiç dayanamam karanlık yerlere. Ben de dün fotonevra olarak ilk görevimi kendi kendime verdim. Kids Club için çok düşünmeyin derim. Biz rahat ettik.

1 Yorum

Bir komik gezi daha.

Dün akşam Kesman Ciğer denilen alana, aman orda burda yazdılar ettiler gidelim dedik. Ya ben bir kere yiyemedim, ciğer delisi değilim ama, Ankara’da bir Ciğer52 klasiği varken, bu adamlar ciğer yapma işinin bence yanına bile uğrayamazlar. Öve öve bitiremedikleri çocuk alanı, feci bence. Servis eh işte. Yemekler kötü. O kadar yol yapıp berabe yemek yiyelim diye gittik, ne yemek yiyebildik, ne de kendi sesimizi duyabildik. Boşverin evde yiyin.

Milletin çocuğunu bırakıp aman bir ciğerimi yiyeyim diyeceği bir mekan değildi bence.

Ya ayıptır sorması, bu yeni nesil restaurantlarda bayan tuvaletlerinde orkid çeşitlerini anlamış ve hak vermiştim ama nedir abi, makyaj temizleme malzemeleri yani losyon, göz temizleme kremi falan işte, vücut kremi etc. var. Yakında autobronzan da göreceğimi hissediyorum.:P.. Tuvalete giren beyaz, çıkan kara hoooo hooo.

Bu hafta sonu oğlanı nereye götürsem acaba? Gerçi kendisinin fotoğraf çekimi var amma. :) Detayları yavaş yavaş paylaşırım…

 

Yorum yapın

At sevgisi üzerine olması gereken bir yazı,

Selamlar,

Yazma konusunda ciddi bir heves sıkıntısı yaşasamda, elimden geldiğince kendimi zorlayarak devamlılığımı arttırmaya çalışıyorum.

Bugünkü konumuz, Ankara Atlı Spor Klübü. Efendim ben burayı  bilmiş, hep kendince takdir etmiş bir kişi idim. Ancak tabii çocuklu olmadan önce, genelde sakin alanlarda gezme hakkımı kullandığımdan, bilmeme rağmen bir türlü farkına varamamıştım. Ta ki, bir arkadaş bana yaa gitsenize belki oğlan beğenir diyene kadar. Allahım biz ailecek tüm yazı nasıl da kötü kullanmışız.

Şu an biraz böyle tereddütle, acaba bu alan talan olur mu korkuma rağmen, Atlı Spor Klübünü öveceğim.

İçeri giriş 5 TL, 10 TL ile yaklaşık 10 dk at (pony aslında) gezisi yapılabiliyor. Ortam nezih. Oğlum at besliyor, alanda oyun oynuyor. Daha ne olsun. Biz rahat 2 saati klüpte harcayabiliyoruz. Ben gidin görün derim. Öyle  süper kahvaltı, brunch falan yok. Ama karnınızı doyurursunuz, kahve ve çay da var. Çocuklar için gerçekten iyi oluyor.

Bu kadar güzel şeye kötü  bir haber ekleyeceğim, ama bunu da yazmak lazım; artık pony binişleri saat 17:00′den sonra yapılabilecekmiş. :(

Çocuklar için tenis dersleri de var.

Hoş Anlar,

Yorum yapın

Çalgan, Ankaralı bir annenin gidebileceği yer

Dün arkadaşlarla beraber Çalgan’a gidelim dedik. Bizden hayli uzakta aslında, ama arkadaşımın 2 tane oğluşu var. Biri artık büyüdü, ama diğeri daha mini mini. Baştan söyleyeyim hiç fotoğraf yok. Artk Çınçın bensiz hareket dahi etmek istemiyor da.

Alan büyük, bahçeli, bir sürü ördek var, havuzda tabii. Palyoço vardı sabahın o saatinde. Ama bizimki palyaçodan tırstığı için oyun alanından biz sınırlı, sadece ben yanındayken, faydalanabildik.

Kahvaltıdan pek bir şey anlamadım. Bana biraz karanlık geldi. Bizde cidden bir ışık kullanamama potansiyeli var. Böyle karanlık, puslu yerleri daha çok tercih ediyoruz sanki. Kahvaltıda neler vardı? Kendilerinin yaptığı, pide, lavaş, gözleme, sigara böreği, kek (biraz bayattı sanki), kuymak (buna şaşırdım gerçi), sahanda sucuklu yumurta, su böreği, iki çeşit reçel, bal ve tereyağ, tahin/pekmez. Yuh bunların hepsinden yedim mi ben? Hatırlamıyorum. Cidden hatırlamıyorum. Genel olarak, Çınçın’ı Memo ile biraz gönderiyorum, iki ağzıma birşeyler tıkıştırıyorum, Çınar anne anne diye geri geliyor.  :)

Yani 10 üzerinden yemekler 7 (?, yemedin de nasıl puan verdin şimdi), ortam bence en fazla 5. Mama sandalyesi nuhnema cinsinden. Küçük bebekler için tehlikeli olabilir. Oyun alanında eksiklikler var, ama yine de oyun alanı işte. Bence dışarı ısıtıcı şeylerden alsalar süper olur. Ördeklere bakan bebelerimizle kahvaltı ederiz, hem de ortam aydınlık olur.

Not: Beni ilgilendirmiyor ama sigara içenler için ayrı salonları var. Kapalı mekanda sigara içilebilen bir yer yani.

Yakında bir Fige Kahvaltısı yapmam ve yazmam lazım. Özledim Fige’yi hem de çok.

Yorum yapın

Rastgele, Ankara’da Rastgele gidebileceğiniz bir restaurant mıdır?

Dün akşam için dışarı yemeğe gidelim diye konuştuk memoşla. Memo her zamanki gibi şööle güzel bir balık yiyelim dedi. Ben de başladım yer düşünmeye, eskiden olsa Pişirme Evine gider kurtulurduk. Hem yemekler iyi sayılırdı, hem de küçük falan bile olsa çocuk alanı vardı. Ama efendiler kapandılar, yerlerine de Rastgele açıldı. Bu bilgiye haizim ama, internet adamların telefonuna haiz değil.

Neyse biz içeri girdik, bizi karşılayan beyefendiye biz de işte size rastgele geldik, öyle rezervasyon falan yok, çünkü hiçbir yerde telefonunuz yok. diyiverdim. Adamda aman ne iyi yapmışsınız hoşgelmişsiniz dedi.

Gelelim restaurant detayına…

Mekan artık beş farklı adda, aslında mekan aynı da işte separatörler falan var, kısımlara ayrılmış. Alt Kat, Bodrum, Amasra. Üst kat Kekova, Olympos, Saroz adlarını taşıyor. Mekan cidden güzel olmuş. Aslında sahip falan değiştirmemişler, aynı kişiler mekanı içkili bir restaurant haline getirmişler. Tabii biraz daha pahalı olmuştur,aslında emin değilim karşılaştırma yapamayacağım. Mezeler başarılı, işte biraz ot biraz deniz ürünü. Balık olarak Memo Barbun, Suna Anne de tekir aldı. Çınar ise kalamar, zeytin, ekmek üçlüsünün üzerine oynadı. Resim çekemedim, çektiklerimi de beğenmedim. Ama adamlar fotoğraf çekilmesinden de pek hoşlanmıyorlar gibi geldi.

Bu arada, tarla börülcesine deli bir insan olarak, pişirmelerine hasta oldum. Bol nane içinde geldi börülce ve enfesti. Patlıcan salatası malesef bol çekirdekli, ama neyse acı değil. Karides, jumbo karidesten yapılmıştı ve başarılı idi. Kalamarı bizim paşa tükettiği için pek yorum yapamayacağım, ama herhalde güzedi ki paşa ondan isteyip durdu. Ayy unutuyordum az daha, midye dolma geldi ve acayip güzeldi iki tane hüpletiverdim. Tamam tamam karnımı bununla doyurmuş olabilirim.

Malesef çocuk alanı iptal, buna üzüldüm açıkçası. Cancanı oyalamak zor oluyor da.  Ama neyse eski işletmeden kalan mama sandalyeleri şükür duruyor.

İsteyen için telefon 4416262. Adres Turan Güneş Bulvarı Hollanda Caddesi No:7 Çankaya Ankara

Afiyet olsun,

Ben gidin görün derim.

Hoş Anlar,

6 Yorum

Özür dilerim

Aslında yazı yazmamakla ilgili hiç bir planlı hareketim olmadı. Sadece yazmadım, yazamadım. Hala da içimde bir isteksizlik bulutu ile yazıyorum bunları. Ben sonbaharı mı sevmiyorum acaba? Yok ya, severim sonbaharları. Kahve-kırmızı yaprakları, kısa yürüyüşleri, tekrar balık yemeyi, biraz şarap içmeyi. Eskiden sinema falan da bu kapsamda idi:), bilin bakalım ne oldu?

Çınar ile ilgili yazı yazmıyorum, ama bu başka çocuklar ile ilgili yazı yazmayacağım anlamına gelmiyor. Pazar günü saat 15:00 gibi Marmalatte’te gittik efendim. Ya Çınçın dışarda olmayı çok seviyor diye düzülüyoruz yollara, sonu yine hüsran. Bir kere, biz güzide çocuklu Ankaralılar olarak gidecek yer bulamadığımızdan, bulduğumuzda orayı deli kazanına hemen çevirebiliyoruz. Bu nasıl bir kalabalık. Ama işte oğlan mutlu, kum havuzlu, gölgelikli mini bir oyun alanı kurmuşlar. Pek sevimli olmuş. Zaten çimenlik alanları çok güzel. Ama o çocuklarını bırakıp ne yaparsa yapsın diye terkeden veliler yok mu? Ben normalde çocuk kavgalarına, itişmelerine müdahil olmuyorum, kendi hakkı mevzusu falan filan. AA bacak kadar herif, benim minik herifimin kafasını tutup minik evin duvarına geçirmesin mi? Hemen öncesinde de bacağına tepik atmışlığı da vardı. Çınar’ı kucağıma aldığım gibi dışarı çıktım, çocuğun elindeki Çınar’a iat topu da alıverdim. Arkamdan bir kıyamet koptu, ama umurum olmadı. Kendimle övündüğüm falan yok, esasen hala kafamda kurduğuma göre birşeyleri yanlış yaptığımı biliyorum ama insan çocuğunun kendinden büyük bir çocuk tarafından hiç bilmediği bir şekilde şiddete maruz kalmasını kaldıramıyor. Bu çocukları böyle yapan BİZİZ.Bu kadar minikken bile vurup kırararak elde etmeyi biz öğretiyoruz.

Sonra, dündü herhalde,  annesi tarafınca elmacık kemiği kırılana kadar dövülen 6,5 aylık oğluşla ilgili bir haber okudum. Sonra Zeynep bebek var.6,5 aylık bebek insanı bu kadar sinirlendirecek ne yapar, ağlar avazı çıktığınca, onda da ya açtır, ya da uykusu vardır. Hala gözlerim yanıyor, ben acıyı, şiddeti kimseye yakıştıramıyorum, ama çocuklara hiç yakıştıramıyorum. Hep beni annelik böyle yaptı. Yine puf yine puff.

Yorum yapın

Ayrancı ve küçük bir vaha Daphne

Ankara’da çocukla gidilebilecek yerler konu başlığına eklemek farz olan bir yer hakkında yazı yazmak istiyorum. Daphne Restaurant. Şimdi Daphne, bizim eve siz deyin 200 ben diyeyim 250mt uzaklıkta cidden güzel bir yer. Eski apartmanlar arasında dik başlı bir şekilde ayakta duran, kocaman ve gizli bir bahçesi bulunan bir yer.

Fotoğraflarını çektim ama, ekleyebilir miyim valla bilmiyorum.

Biz bu aralar, Ankara’da süregelen korkunç çöl sıcaklarının etkisi ile evden çıkıp kendimizi ancak o kadar sürükleyebildiğimiz için Daphne’ye Pazar brunch’ı için gittik. Serindi valla, açık büfe sevmem ama yine de yedim, hem de sağlam yedim. O kadar şeyi görünce gözüm döndü, ne yapayım? Tam 12 çeşit peynir saydım, bir sürü de çökelek falan vardı. Asıl güzel olan bahçesi bence. Meyve ağaçları arasında, bildiğiniz bir ev bahçesinde kahvaltı ediyor ya da yemek yiyebiliyorsunuz. Güzel bir havuzu var, Çınçın içine girmeye çalıştı ama olsun. En önemlisi, çocuk parkı gibi bir alan var. Kaydırak, salıncak, tahtıravalli ve kum… Biz her zamanki gibi nöbetleşme stilimiz ile kahvaltı ettik. Ücret, kişi başı 25 TL; portakal suyu ekstra ve 6,5TL. Güzel ve zevkli bir 2 saat geçirdik. Yazmaya ve paylaşmaya değerdi. Bence gidin. Önemli tabii, mama sandalyeleri bile var…

Afiyet ve rahatlık olsun..

Not: Fotoğrafları ekleyeceğim, söz…

Yorum yapın

Eğriçimen,İncek

Merhaba herkese,

Bugün nedense baktığım blog iststistik tablomda, en çok arananın Eğriçimen olduğunu görünce, dedimki kendi kendime, bari düzgün bir yazı yaz Eğriçimen hakkında.

Eğriçimen, biz Ankaralıların Cumartesi ve Pazar sabahlarında kahvaltı edebilecekleri güzide bahçeli mekanlarımızdan biri. Yeri İncek’te. Biz sabah saat 09:30 gibi orada olmayı tercih ediyoruz. Acayip kalabalık oluyor sonrasında. Son gittiğimizde, saat 11:00 civarı bildiğiniz AVM gibi falan olmuştu.

Kahvaltı açık büfe değil, ben tercih ediyorum, çünkü açık büfe işi biraz fazla geliyor bana. Masaya büyükçe bir kahvaltı tabağı, içinde peynir çeşitleri, söğüş domates ve salatalık olan, geliyor. Zeytin, iki çeşit reçel, bal/kaymak ikilisi ve kendi yaptıkları pide masaya geliveriyor. Çaydanlıkta da çay, reşo üzerinde fokurdayıp duruyor. İsterseniz, omlet ve menemen falan yapıyorlar. Fiyatlar ortanın biraz üstü diyelim. Ne yerseniz onu ödüyorsunuz.

Ortama gelince, geniş bir bahçe içinde ağaçlar ve yer yer şemsiyelerin altında kahvaltınızı ediyorsunuz. Kalabalık olmadığı zamanlarda cidden çok keyifli oluyor.

Çocuklu olanların, çocukları ya ortada başka çocukların oyuncakları ile oynuyor ya da şu zıp zıp şeyin (adı neydi? ) içinde zıplayıp, atlıyorlar. Bu şeyleri de rengarenk yapıyorlar, heryerden görünüyor. Çocuklar jet hızı ile içine doğru koşuyor.

Kalabalık arttıkça, servis hızı yavaşlıyor bunu belirtmek lazım. Önceden rezervasyon yaptırılabilir, ben öyle tercih ediyorum açıkçası. Bir kaç Çınar’sız fotoğraf çekmişim, nasıl olduysa :P, işte onlar da bunlar… Başköşede de Çınçın’ın biberonu, allahım yaaa.

Yorum yapın

Hayvanat Bahçesiii, bir açıkhava ve hüzün hikayesi

Merhaba,

Haftasonu geçeli çok oldu, bir haftasonuna bir adımcık uzaktayız, ben anca yazı yazabiliyorum. Ne süper…

Geçen haftasonu Cumartesi sabahı, anni atti diyen oğlumu da arabaya atıp soluğu AOÇ Hayvanat Bahçesinde aldık. Açık söyleyeyim, hayvancıkların kafesteki halleri benim sinirlerime dokunduğu için gitmek istemiyorum Hayvanat Bahçesi’ne. Neyse, biz gezerken hava tüm haftasonuna göre cidden enfesti, ne soğuk ne sıcak, püfür püfür… Ya sabahın erken saati olduğundan, ya da yağmurun ertesi olmasından içerde kimse yok, koku da yok. Allah saldıracak ne çok şey deyip, saldık Çınar’ı ortalığa. Bizim oğlan, ne aslanlara, ne zebraya, ne de zürafaya baktı. Adamın aklı fikri karıncada, sümüklü böcekte ve toprakta. Elleri sümük, karınca ve toprak karışımı. Valla zor bela kedileri kendisine gösterebildim, bir de geyikleri.

Ama zürafalara üzüldüm, kurt kötü fena, kuşlara yazık. canım acıyor işte. Hepsi kafeslerde, böyle kanatları kırık, boyunları bükük. Zaten fotoğrafları da Memoş çekti, onun objektifinden çıkanlar da bunlar…

Yorum yapın

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.